Güzeliz :)

Günlüklerim yarım kalmış olabilir; yazılarımın bitimine “devam edecek” diye not düştüğüm için son yazı ile nihayete erdirmek istedim, tabii ki şimdilik! Benden dansı alın, geriye fena şeyler kalır çünkü!

Koca sezona bakınca şimdi, kendimi çok tembel görüyorum. Her ders başında “şu hareketten sonra hangisi geliyordu, bunu nasıl yapıyorduk?” soruları hem kafamda hem dilimdeydi. Geçen yılki yoğun performanslı, hatta Flamenko’da “inek öğrenci” o halimden eser kalmamıştı. Çok da düşündüm nedenini, sanırım toplumsal evirilişimiz beni isteksiz hatta çoğu zaman tahammülsüz bir insana hızla itmişti. Yine de kendime fazla haksızlık etmeyeceğim! Tüm umursamazlıklarıma rağmen sona yaklaşırken durumu gayet idare ettim! En azından akışı tam hatırlıyordum ne var yani :P Yazının devamını oku »

Tatil sonrası yorgunluğu (çok yürüdük ayaklar fena), ülke stresi, referandum düşünceleri derken geldi yine ders günü. Romalı rolümle dolaşıyorum ortalıkta. Kapı önü muhabbetlerimiz bitince “artık hazırlanmak lazım” diyoruz. Farrucamızın avantajı pantolonla dans etmemiz gerektiğinden üst değiştirme olayının fazla uzamaması. Her ne kadar pantolonla dans etmek korkutucu olsa da en azından prova kısmına alıştık. Yazının devamını oku »

Sevgili Flamenkocuğum,
Nicedir yazmıyorum sana, kelimeleri toparlayamıyorum bazen veyahut vakit olmuyor. Nedendir bilmem aylardır kendimi yorgun ve geçmiş yıllara göre daha çok unutkan hissediyorum. Yaşadığımız ortamdan mıdır, sürekli kafamda dolaşan düşüncelerden başka şeylere yer kalmamasından mıdır bilinmez, dansa karşı ilk defa bu kadar tembel, bu kadar umursamaz ve yetersiz görüyorum kendimi. Yazının devamını oku »

Vize alımı süreci hakkında artık pek çok kaynak var, ama kendimce yeterli göremediğim ve o süreçte yaşayarak öğrendiğim bazı bilgileri ek olarak yazmak istedim. Öncelikle ikinci vizemi yeni aldım, ilki İspanya ikincisi ise İtalya’dandı.

Aslında bu iki ülke Türklere kolay vize veren ülkelerden sayılıyor fakat yine de evraklar doğru hazırlanmadığı sürece vize almak pek mümkün değil. Bu noktada bazı ayrıntılara girmenin iyi olduğunu düşünüyorum. Yazının devamını oku »

Çok olmuş yazmayalı, özlemişim. Hazır özlemişken mevcut yılımızın en zevkli derslerinden biriyle geri dönüş yapayım dedim. Çok sevdiğimiz Flamenko ile uğraşırken yanında bonus olarak bolca kahkaha almamız, iyi ki yolum canım okulumla kesişmiş dememe yol açıyor.

Bu hafta tam anlamıyla “survivor” yaşadık. Yazının devamını oku »

Ben yazmayalı beri koreografimiz bitmiş de “temizlik” aşamasına gelmişiz. Sadece anneler veya tutkunu olanlar için önemli değil temizlik, aynı zamanda dans eden/etmeye çalışanlar için de mühim unsurlardan. Hele ki grup olarak dans ediyorsanız!

Tutkuyu anlattığımız Lavani formundaki koreografimizi ısındıktan sonra tam akış aldık, son öğrendiğimiz hareketleri sıfırlamışız hafta içerisinde de tekrar etmediğimizden olsa gerek. Hocalarımızı en zorladığımız kısım sanıyorum “çalışın çalışın” demekten dillerinde tüy bitmesi. Bizler milletçe böyleyiz ya güya çalışkanız da bence son dakikacıyız, “yumurta kapıya dayanınca” o çalışkanlıklar, o koşuşturmacalar, o beyin yakan yaratıcılığa sürüklenilen anlar; tamam tamam herkesi içine katmıyorum canım! Zamanında da çalışan var elbet. Yazının devamını oku »

Yürüdüm her zamanki gibi; dansa, beni tüm kötülüklerden uzaklaştıracak sığınağa doğru bu kez bir farkla. Kaygılıydım, önceden olmadığım kadar, kulağımda müzik içimde bastıramadığım endişem, arşınladım sokakları. Dans aşkından değil korkudan varmak istedim stüdyoya.

Malum, hiç normal günümüz olmuyor artık! Tam da bu nedenlerden kendimiz için yaptıklarımız mutlu etmiyor bizi. İki saat uzak kalsak gündem değişiyor kalıyoruz vicdan yarası, gelecek endişesiyle baş başa. Yazının devamını oku »